25 Mayıs 2009 Pazartesi

Bikur Ha-Tizmoret / The Band's Visit


Küçücük ama bir o kadar sevimli, Eran Kolirin'in bol ödüllü filmi. Bol derken 40 ödül ve 9 adaylıktan bahsediyorum, ki bu sadece IMDB'ye yansımış olanlar. Ödüllerinin içinde Cannes'dan "Un Certain Regard - Jury Coup de Coeur" yani "Belirli bir bakış" ödülüde bulunuyor. Ortadoğu sineması son zamanlarda oldukça yükselişte, önemli festivallerden büyük ödüllerle dönüyorlar genelde. Çok iyi politik filmler yapsalarda, ben en çok bu küçük bütçeli filmlerini seviyorum oraların. 'Bikur Ha-Tizmoret' o tarz filmlerin çok çok iyi bir örneği.


Film başlarken, hikayenin büyük bir kısmını ana hatlarıyla anlatıyor zaten. Bir kerede ben anlatayım. Mısır Polis Bandosu bir açılış için İsrail'e gelmiştir fakat havaalanında onları kimse karşılamamıştır. Burda 2 ihtimal var, ya unuttular ya da hiç alakadar olmadılar. Bu bandonun disiplinli, sorumluluk sahibi, sert şefi Tawfig Zacharya kendi işlerini kendilerinin görmesi gerektiğini buyurur ve ellerindeki adrese giden otobüs aramaya başlarlar. Otobüs sormak için giden Haled, gördüğü kızı tavlamaya çalışırken isimleri karıştırınca farklı bir kasabada bulurlar kendilerini. Tekrar bir otobüs bulmak için girdikleri şehirde karşılaştıkları Dina'dan en erken otobüsün bir sonraki gün olduğunu öğrenince geceyi mecburen orada geçirirler. Film bandonun o kasabada kaldığı gecede, onların ve onları misafir edenlerin hayatlarını anlatıyor bize. 2 kültür arasındaki farklara ve kuşaklar arasındaki farklara değiniyor genelde ve daha tadını çıkaramadan bitiyor ne yazık ki.


Toplam süresi yaklaşık olarak 90 dakika, bunun başı, sonuda var, yani 80 dakikalık bir şey. Belki bu filmleri güzel yapan şeylerden biri kısa olmaları ama yinede daha fazlasını istemeden edemiyor insan. Aslında öyle inanılmaz bir senaryosu, inanılmaz farklı karakterleri falan yok filmin. Tahmin edilebilir, genelde kullanılan şeylerden oluşuyor film ama bunları öyle bir birleştiriyor ki, tadından yenmiyor harbiden. Karakterlere yöneliyor genelde film, onlar üzerinden anlatıyor her şeyi, farklarını koyuyor ortaya ve çokta başarılı yapıyor bunu. Duygusal sahneler, diğer sahnelere çok iyi yedirilmiş, hiç aşırıya kaçmamış. Arada bizi biraz üzsede genelinde yüzünüzde bir gülümsemeyle izliyorsunuz filmi. Kahkalar attığım sahnelerde yok değil hani.

Birde yönetmen nasıl anlatmış derseniz diye

"bir zamanlar, ama çok eskiden değil, mısırlı küçük bir polis bandosu israil'e gelmiş. bir açılış töreninde çalacaklarmış, ama ister bürokrasi yüzünden deyin, ister talihsizlikten, havaalanında onları kimse karşılamayınca kendi başlarına kalakalmışlar. başlarının çaresine bakmaya çalışınca kendilerini çölün ortasında, kuş uçmaz, kervan geçmez, küçük bir israil kasabasında buluvermişler. kayıp bir kasabada kaybolmuş bir bando. bu hikâyeyi hatırlayan fazla kimse yokmuş. çünkü zaten pek de önemli değilmiş."

3 yorum:

Don Panza 27 Mayıs 2009 11:42  

yönetmen iyi ki bu hikayeyi film yapmış. bu güzel film hatırlanmaz mı:)

Porco Rosso 27 Mayıs 2009 17:57  

net şekilde, mükemmel bir film. minimal ama o kadar da nuri bilge minimalizmi değil.tam ayarında sadelik ve dinginlik.

hele chat baker muhabbetleri.
çalsa da dinlesek şimdi işyerinde.
hazır ofiste bir nina simonumuz da varken.

  © Blogger templates ProBlogger Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP